PLEASE WEBPAGE SHARE SOCİAL MEDİA.THANKS

Sayfama girip salavatı fatihi öğrenen kardeşlerimiz sayfayı Facebooktan,web sayfalarından ve maille sevdiklerine yaysınlar böylece okunan her salavattan duadan namazdan sevap kazansınlar.Bu fırsatı kaçırmayın sevdiklerinizin hayatı boyunca 1 kere bile olsa okuma fırsatı kazandırın

SALAVAT-I FATİH

Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina muhammedinil fatihı lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratıkel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym”

 

 

Manası:
Allahım! Kapalılıkları açan, geçmişe son veren, hakka hakikatla destek olan, mahlukatı senin doğru yoluna ileten Efendimiz Muhammed’e O’nun âline ve ashabına O’nun yüce kadr ü kıymetince salat eyle selam eyle 

 

   BU SALAVATI SİTEYE GİREN MÜMİN KARDEŞİM

EN AZ 3,EN ÇOK 10 DEFA OKUSUN

OKUYAN SİTE SAHİBİ NECLA OĞLU TOLGAYA (BANA)

DUASINI ESİRGEMESİN LÜTFEN

SALAVATIN FAZİLETLERİ

Bu salavatın sahibi olan büyük kutub Muhammed el-Bekri Hz. demiştir ki:

 

Ömründe bir kere bu salavatı fatih okuyan cehenneme girerse Allahın huzurunda beni yakalasın.

 

FAZİLETİ VE SIRLARI:

600.000 salevat 6 Hatime Eşit Salâtü’l Fatih Siğası, başka bir rivayette ise 120,000 salavati serife güçünde oldugu mana aleminde peygamberimiz tarafindan bildirilmistir.

1-Bu salavatın sahibi olan büyük kutub Muhammed el-Bekri Hz. demiştir ki:”Ömründe bir kere bu salavatı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.”

Yukarıdaki sözün sahibi olan zat Abdülkadir Geylani KSA Hz. inden sonra “benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir.” Diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Resulullahın (s.a.v) kabrini ziyaret ederken Resulullah (s.a.v) ona : ”Allah seni ve zürriyyetini mübarek kılsın” diye hitab etmiştir. Şa’rani, Şihab ve Münavi gibi bir çok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle medh etmişlerdir. ( es-Savi, el-Esraru’r-Rabbaniyye,sh.45 ;Yusuf-u Nebhani, Efdalü’s Salevat, Salat no- 50, sh-89-96 ) (SALAVAT-I ŞERİFE)

2- 600 Bin (Başka bir rivayette 120 bin dir.) salavat-ı şerife gücünde olduğu mana aleminde eygamberimiz(s.a.v.) tarafından bildirilmiştir. Eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani hazretleri yakaza halinde bu salavatın faziletini Hazreti Resulüllah’a sorar.

CEVABEN:

“Bir kimse salavat-ı fatihi bir defa okursa zamanın başından salavat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerin getirdiği salavata denk sevap kazanır.Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.

3-Ömür boyu günde bir defa salavatı fatihi okuyanlar imanla ölürler. Diğer rivayette de İLLA evliya olmadıkça ölmezler (Kitabürramah sayfa 93 – 176)

4-600 bin salavat-ı şerife gücünde olduğu mana aleminde Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilmiştir.

5-Her kim bu salavatı Perşembe veya Cuma veya pazartesi gecesi bin defa okursa Resulullah (s.a.v) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak bu dört rek’at namazın ardından okunmalı, Bu namazın birinci rekatında üç kere kadir süresi, ikinci rekatında üç kere zelzele süresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun süresi, dördüncü rekatındada üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nas süreleri) kıraat edilmelidir.

6-Bu salavata kırk gün devam edene Allahü Teala bütün günahlardan tevbe nasib eder.

7-Mağrib sadatından bazısının nakline göre bu salat Allahü Teala tarafından bir sahife ile Muhammed el-Bekri Hazretlerine indirilmiştir. Bu salavatın bir defa okunması altı kere Kuran’ı kerimin hatmine denktir.

8-Geçmiş zamanda zamanın Kutbu Muhammed –el Bekri (k.s.) Hz. ne ait olan bu salavat öyle büyük bir salavattır ki Resulullah (s.a.v) in mana alemindeki beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez.

9-Bu salavat-ı şerife okuyanı cehennem ateşinden korur. (Cehenneme girmesi mukadder olana okumak nasip edilmez) veya [Sadece cennetliklere okumak nasip edilir.]

10- 1000 defa “Ya Latif” zikrinin ardından 100 defa Salavat-ı Fatih okunduktan sonra edilen tüm dualar kabul buyurulur.

11-Açılması gereken, çözülmesi gereken bütün problemler ve sıkıntıları açan bütün kapıları açan bir Salavattır.

12-Her gün 100 defa okumayı vird edinenin kalp gözü açılır.

13-Bu salavat-ı şerife öyle bir hazinedir ki, ecir ve mükafatını, esrarını yerde ve göklerde bulunanlar yazmak isteseler yazamazlardı.

14-Kişinin maksadına ulaşması için bir iksirdir.

15-Bu salavatı bir defa okuyanın cümle günahlarına kefaret olup şu kainatın içinde yapılan her ne kadar büyük küçük çekilen tesbihatlar varsa cümlesinin (altıbin) katına muadil olur. (kitabürrahman: s.171).

16-Bu salavatı fatihin sevabını yazan melekler on adet okunduktan sonra sevabını Allahü Teala’ya bırakırlar. Bundan sonrası sırdır. (Kaynak: Cevahir’ul Maani)(Dürretül Hadika c.4 s.25)

17-Bu salavatı şerif için peygamber efendimiz (s.a.v) sorulduğunda cevabı şöyle olmuştur. O altı yüz bin nimeti çağıran bir salavatdır. 400 (Dörtyüz) hac değerindedir.

Sonra şöyle devam etdi kim bu salavatı şerifi okuyup dua ederse bir kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından, evrende sunulan her nimeti çağırır.

Alacağı ödül çok büyüktür. Altı yüz bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.

 18-Bu salavat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır. Okuyanın üzerine barış,bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur. 70.000 Delailül hayrat okumaya denktir. 600.000 nimeti çağırır.

 

Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır,ve bu salavatı şerfin bir ışık olduğunu söylemiştir.

Hz. Şeyh Yusuf Bin İsmail :Bu salavatı şerif için Allah teâlâ nın En Büyük sırrı olduğunu söylemiştir. Bu salavat ezberden okunursa % 100 başarı ve mutluluk getirir.Merhametli olur.

Hz Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez özellikle erkek toplumun okunması gerektiğini söylemiştir.

Hz.Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.Cehennem ateşinden kurtulur. Bu salavatı şerif okuyana, refah ve şans getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.

Bu salavat yüce Allah'ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.Okuyanın üzerine barış,bereket ve Allah'ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.

70.000 Delailül hayrat okumaya denktir.600.000 nimeti çağırır

Bu salavatı şerifi okuyanın günahları af olur,yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar,sabah-akşam 10 defa okursa Allah'ın yardımını alır.Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtulur.Bu salavata ezber gerekir.Çok büyük bir zikirdir

                    ÖZEL FORMÜLÜNÜ UYGULAYIN

Her hangi  bir dileğinizin acilen kabulü için…

Her hangi  bir sıkıntınızın çözümü için..

İçinden çıkamadığınız bir sıkıntınız için.

Açılmayan kapıların açılması için.

Abdestli bir şekilde kıbleye dönüp, diz üstü oturarak 25 istiğfar getirilmelidir

Sonra  1000 “Ya Latif ”  ve 100 defa  salavatı fatih okunur.

Dileğin hacetin neyse söyle "amin "de olur inşaAllah

Size tavsiyem en az 3 defa bunu uygulayın

9 EYLÜL AŞURE GÜNÜDÜR LÜTFEN NE YAPMANIZ GEREKTİĞİNİ OKUYUN

ÂŞÛRÂ GÜNÜ, İMKAN DAHİLİNDE ŞU YİRMİ BEŞ HASLET İŞLENİR

l) Tevbe istiğfarda bulunmak.

Nitekim Hz.Ali (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasû lüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)şöyle buyurmuştur:

“O (muharrem ayı)nda öyle bir gün vardır ki Allâh-u Te alâ o (Âşûrâ) gün(ün)de (Âdem (Aleyhisselâm)ın tevbesini kabul ettiği gibi Yûnus ve Mûsâ (Aleyhimes- selâm)ın ümmeti gibi) bir kavmin tevbesini (de) kabul etmiştir ve yine o (Âşûrâ) gün(ün)de(ümmet i Muhammed’den o günün kıymetini bilip amellerini ifâ eden) başka toplulukların da tevbesini kabul ede (çekti) r.”

(Tirmizî, Savm-AO, no:741, 3/117; Ahmed ibniHanbel, el-Müsned, no: 1335, 2/448)

 

Bununla âmil olmak için en azından 25 veya 27 kere şu istiğfârı okumakta çok fayda vardır. Nitekim Şeyh Ali ibni Ebî Bekr es-Sekkâf (Rahimehullâh) “Me‘âricü’l-hidâye”isimli eserinde şöyle demiştir:

“Meşhur olan istiğfâr çeşitlerinden biri de, Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)den rivayet edilen:

 

“Her kim sabahtan ve ikindiden sonra yirmi beş kere, diğer bir rivayette yirmi yedi kere:

‘Kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan, O Rahmân ve Rahim, O Hayy-ü Kayyûm olan, O hiç ölmeyecek Allah’tan mağfiret talep ediyorum ve O’na tevbe ediyorum. Ey Rabbim! Beni affet’ derse, ne canında, ne ailesinde, ne evinde, ne de bulunduğu şehirde istemediği bir şey görmez.”

(Habîb Zeyn, en-Nücûmü’z-zâhira, sh:144; Seyyid Muhammed Alevî el-Mâlikî, Ebvâbul-ferac, sh:221; Muhhu’l-‘ibâde sh:724; Şerciel-Fevâid, Ali ibni Hasen el-Attâs, el-Kırtâs, 2/248) hadîs-i şerifinde geçen istiğfardır.

 

O halde sabah-akşam bu istiğfâra devam etmek lazımdır. Meşâyıhtan bir cemaat, aralarında bu istiğfârı vasiyetleşirler ve bunda gördükleri büyük fayda, üstün bereket ve kıymetli muhâfazadan dolayı bunu tale­belerine, çocuklarına ve arkadaşlarına tavsiye ederlerdi.

 

2) (Farz namazlar dışında nâfile) namaz (kılmak). (O gün kılınacak bazı namazların tarifleri geride zikredildi.)

3) Oruç tutmak. (Bu husustaki faziletler geride zikredildi.)

4) Sıla-i rahim (akrabayı arayıp sormak). Bu hususta Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyur­duğu rivayet olunmuştur:

“Her kim akrabasıyla ilişkini kesmiş (bir durumda) olur da, Âşûrâ günü o akrabalık ilişkisini ye­niden kur(mak için kişiyi arayıp sor)arsa, Allâh-u Te alâ onun için Zekeriya oğlu Yahyâ ve îsâ (Aleyhi- messelâm)ın sevabından nasip ayırır ve bu kişi o peygamberle cennette şu ikisi gibi (birbirlerine yakın) olurlar.”

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) bu hadîs-i şerifin sonunda baş parmağı ile orta parmağını birbirine birleştirmiş (ve Âşûrâ gününde ilişkisini kestiği akrabasıyla barışan kişinin cennette zikri geçen peygamber­lerle o kadar yakın olacağını ifade etmiş)tir.

(Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şirati’l-İslâm, sh:217)

 

5) Sadaka vermek. Kütüb-ü semâviyyede şöyle yazıldığı rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde sadaka verirse, sanki (sadaka) isteyen hiç kimseyi (geride) bırakmamış da hepsine sadaka vermiş gibidir. Her kim o günde bir fakire ikram ederse, Allâh-u Te alâ da kabre koyulduğu günde ona yardım eder.”

(Safûrî, Nüzhetul-mecâlis, 1/157)

 

Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in bu konuda şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:

“Her kim Âşûrâ gününde zerre miktarınca sadaka verirse, Allâh-u Te alâ ona Uhud Dağı miktarınca sevap verir ve bu sevap kıyamet gününde o kişinin mizanında bulunur.”

(Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şirati’l-Îslâm, sh:217)

 

Selef-i sâlihinden bazıları şöyle demiştir: “Her kim Âşûrâ gününde sadaka verirse, bütün sene boyunca (vermeyip de sevabını) kaçırmış olduğu sadakaları vermiş gibi olur.”

(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/89)

 

Âşûrâ günü sadaka vermeyen bir âlimin mahrumiyeti hakkında şöyle bir kıssa zikredilmektedir; bir Âşûrâ günü fakirin biri Reyy (şimdiki Tahran) kadısına gelerek: “Bugünün hakkına Allâh için bana bir şey ver” demiş fakat kadı efendi onun tarafına bakmamış, bu durumu gören bu Nasrânî (Hıristiyan) o fakire istediğini vererek onu memnun etmiş.

 

O gece kadı efendi rüyasında bir altından, bir de kırmızı yakuttan olmak üzere iki saray görmüş ve on­lara kime ait olduklarını sormuş, kendisine: “Aşure günü o fakirin ihtiyacını görseydin, bunlar senin olacak­tı fakat sen hayra mâni olunca bu köşkler falan Hristiyan’a nasip oldu” denilmiş.

Bu rüya üzerine dehşet içerisinde uyanan kadı efendi tanıdığı o Hristiyan’a giderek ona: “Dün fakire yaptığın iyiliğin sevabını yüz bin akçe karşılığında bana sat” demiş ama o Nasrani: “Sen o iki köşkün eski­lerine karşılık yüz bin akçe verecek olsan da, bunu sana vermem” dedikten sonra kelime-i şehadet getirerek kendisine Aşure günü sadaka vermesi vesilesiyle iman nasip olduğunu ve Müslüman olduktan sonra bu köşklere nail kılındığını beyan etmiş.

Yine nakledildiği üzere Mısır’da bir elbiseden başka hiçbir şeyi olmayan bir adam varmış. Âşûrâ günü sabah namazında Amr ibni Âs camisindeymiş. Kadınların dua için o camiye girmesine ancak Âşûrâ günü müsaade edilirmiş. Bir kadın bu zâta: “Allâh için bana bir şey ver de çocuklarıma bakabilmek için ondan faydalanayım” demiş. O zat da üzerindeki elbiseden başka bir şey bulunmadığı için o fakir kadım evinin kapısına kadar peşi sıra getirmiş, eve girdiğinde bir peştemale sarılarak üzerindeki elbiseyi kapının ara­lığından o fakir kadına vermiş, kadın da ona: “Allâh sana cennet hüllelerinden giydirsin” diye dua etmiş.

O zat o gece rüyasında yanında çok hoş kokulu elma bulunan pek güzel bir hûri kızı görmüş, elindeki el­mayı böldüğünde içinde bir cennet elbisesi bulmuş, o hûriye kim olduğunu sorunca o: “Ben senin cennet­teki Âşûrâ adındaki zevcenim” demiş. Bu zat rüyanın etkisiyle uyandığında hânesinin cok hoş bir kokuyla e kaplandığım farketmiş ve hemen abdest alarak iki rekat namaz kıldıktan sonra: “Ey Allâh! Eğer bu rüya hak olup benim cennette böyle bir eşim varsa, beni hemen huzurun al” diye dua etmiş. Allâh-u Teâlâ da duasını kabul etmiş ve bu zat o anda ruhunu teslim etmiş.

(SafûrîNüzhetü’l-mecâlis, 1/158) 

 

6) Gusül (boy abdesti) almak. Bununla alakalı olarak İbni Abbâs (RadıyallâhuAnh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)şöyle buyurmuştur:

“Her kim Âşûrâ gününde gusül abdesti alırsa, ölüm hastalığından başka bir hastalık görmez.”

(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Gunye, 2/88)

Eserlerde Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde gusül abdesti alırsa, Allâh-u Te‘âlâ’nın katında annesinin onu doğurduğu günkü gibi gü­nahlardan arınmış olur.” (Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şirati’l-lslâm, sh:218)

Ayrıca bir haberde şöyle vârid olmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde iki kere gusül abdesti alırsa, ebediy- yen gözleri hastalanmaz.”

(SeyyidAli Zâde, Şerhu Şirati’l-lslâm, sh:218)

 

7) Sürme çekmek. Bugünde sürme çekmenin faydası hakkında İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan ri­vayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)şöyle buyurmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde (bir rivayet içinde misk bulunan) ismid (sürme taşı) ile (gözlerine) sürme çekerse, asla göz hastalığı çekmez.”

(Beyhakî, Şuabü’l-îmân, no:3797, 3/367)

‘İmâm-ı Safûrî (Rahimehullâh)mbeyanı veçhile; Nûh (Aleyhisselâm)gemisine binenler aylarca gemide kalıp Âşûrâ günü Cûdî Dağına indiklerinde suyun rutûbetinden dolayı gözleri kamaşmış, bu nedenle Allâh-u Te ‘âlâ Nûh (Aleyhisselâm)a o gün gözüne sürme çekmesini vahyetmiştir.

(Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/157)

 

8) Bir âlimi ziyaret etmek,

Bu konuda Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde bir âlimin meclisine ya da Allâh-u Te’âlâ’yı zikredenlerin bulunduğu bir yere gider de on­larla bir an beraber oturursa, o kişiyi cennete koymak Allâh-u Te alâ üzerine bir hak olur.” (SeyyidAli Zâde, Şerhu Şirati’l-lslâm, sh:217)

 

9 ) Bir hastayı ziyaret etmek. Bu hususta İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivayet edilen bir ha- dîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde bir hastayı ziyaret ederse, sanki bütün Âdemoğlunu ziyaret etmiş gibidir.”

(Geylânî, el-Ğunye, 2/88

 

10) Yetim başı sıvazlamak. Tevrat-ı Şerif’te buyrulmuştur ki: “Her kim Âşûrâ günü bir yetimin başım sıvazlarsa Allâh-u Te’âlâ ona (yetimin başındaki) her tüyün karşılığında cennette bir ağaç verir. O ağacın üzerindeki takılar ve zinetler ancak Allâh-u Te’âlâ bilebilir.”

(Safûrî, en-Nüzhe 1/1S7)

İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde eliyle bir yetimin başını okşarsa, Allâh-u Te’âlâ bu yaptığı iş vesilesiyle (o yetimin başındaki) her bir saç tanesine karşılık, o kişiye cennet­te bir derece verir.”

(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Gunye, 2/87; Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şi/ati’l-lslâm, sh:218

 

11)  Çoluk çocuğa bolluk yapmak. İbni Mes’ûd (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerif­te Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

 

“Her kim Âşûrâ gününde ailesine genişlik yapar (da ikramlarda bulunur) sa, senenin geri kala­nında da hep (rızık bakımından) genişlik içerisinde olur.”

(Taberânî, el-Mucemul-Kebîr, no: 10007,10/77; Beyhakî, Şuabul-îmân, no:3792,3/36S)

Ebû Hureyre (Radıyallâhu Anh)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

“Benîisrâîre senede bir gün oruç tutmak farz kılındı, o da muharre­min onuncu günü olan Âşûrâ günüdür. Öyleyse siz de o günde oruç tutun ve o günde ailenize genişlik(bolluk) yapın. Her kim malından (vererek) ailesine o günde genişlik yaparsa, Allâh-u Te’âlâ da senenin diğer günlerinde ona genişlik yapar.”

(Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/89)

Süfyân ibni ‘Uyeyne (Radıyallâhu Anh) demiştir ki: “Biz bunu elli senedir denedik, bolluktan başka bir şey görmedik.” (Abdülkâdir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/89)

 

Mâü’l-‘Ayneyn (Rahimehullâh)m beyanı veçhile; İmâm-ı Echûrî (Rahimehullâh) bazı ulemâdan: “Âşûrâ günü hakkında çoluk çocuğa bolluk yapma ve oruç tutmak dışında sahih bir hadîs-i şerîf bu­lunmamaktadır. Diğer hadisler ise zayıf durumdadır” şeklinde bir görüş nakletmişse de faziletli amel­ler konusunda amel etmek hadisin sahih olmasına bağlı değildir.

Bilakis bir kimseye güvenilir bir âlimden bir rivayet yahut Allâh-u Te’âlâ’nın her hangi bir amele hayır ve sevap vereceğine dâir zayıf bir hadis ulaşmışsa o kişinin o rivayetle gereği gibi amel etme­si uygun düşer. Zira Allâh-u Te’âlâ’nm kullarına karşı ihsan ve lütufları, niyetlerindeki samimiyet­ler nispetinde olacaktır. Nitekim Rasûlüllâh(Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem): “Müminin niyeti amelinden

hayırlıdır” (Beyhakî, es-Sünenü’s-sağîr, no:2, 1/5; Taberânî, el-Mu’cemul-Kebîr, no:S942, 6/185) hadîs-i şerifinde bu hakikate dikkat çekmiştir.

O halde kul, Rabbinden kendisine ulaşan nakillerin muktezâsıyla amel ederken Allâh-u Te’âlâ’nm fazl-u keremine ve ihsânına itimat etmelidir. (Mâü’l-Ayneyn, Na’tul-bidâyât, sh:167)

 

Mâü’l-Ayneyn (Rahimehullâh)m bu görüşü çok yerinde olup mûteber kaynaklarda geçen hadîs-i şeriflere uygun düşmektedir. Nitekim Câbir ibni Abdillâh(RadıyallâhuAnh)m rivayet ettiği bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

 

“Her kime, kendisinde Allâh-u Te alâ tarafından, fazilet olan bir şey(le alakalı bir rivayet) ulaşır da Allâh-u Te alâ’ya inanarak ve sevabını umarak onunla amel ederse, o öyle olma(yıp onunla ilgili rivayet gerçek dışı ol)sa da, -o haberi ulaştıran kimse yalancı olsa da- Allâh-u Te alâ o kuluna (bu inancından dolayı) o sevabı verir”

(EbûMuhammed el-Hallâl, no: 19, sh:78; Hasen ibni Arefe, sh:63; Hatîb, Târîh-u Bağdâd, 8/293; Ebu’ş-Şeyh, Mekârimü’l-ahlâk; Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs, no:57S7, 3/559-560; İbni Abdilberr, Câmi’u beyâni’l-ilmi vefadlih, İlim, no:93,1/103)

 

 

12) Bir kişiye su içirmek. İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâ)dan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde (bir Müslüma- na) bir yudum su içirirse, sanki o kişi göz açıp kapayıncaya kadar bile Allâh-u Te alâ’ya isyan etmemiş sayılır.” (Abdülkâdir el-Geylânî, el-Gunye, 2/88)

 

13)Tırnak kesmek.

14) Bir mümini iftar ettirmek. İbni Abbâs (Radıyallâhu Anhümâjdan rivayet edilen bir hadîs-i şerifte Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)şöyle buyurmuştur: “Her kim Âşûrâ ge­cesinde bir mümini iftar ettirirse, sanki onun yanında bütün ümmet-i Muhammed iftar etmiş ve onların hepsinin karnını doyurmuş gibi (sevaba nâil) olur.”(Ebulleys es-Semerkandî, Tenbîhu’l-ğâfilîn, sh:331; Abdülkâdir el-Geylânî, el-Gunye, 2/87)

 

15) Bin kere İhlâs Sûresi okumak. Bu konuda Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyur­duğu rivayet olunmuştur: “Âşûrâ günü İhlas Sûresi ni bin kere okuyana Allâh-u Te alâ rahmet

nazarı ile bakar ve o kişi sıddıklardan yazılır.” (SeyyidAli Zâde, Şerhu Şir’ati’l-İslâm, sh:217-218)

 

16) En az on Müslümana selam vermek. Bu hususta Rasûlüllâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde on Müslümana selam verirse, sanki o kişi mahlukat içerisindeki bütün müminlere selam vermiş gibidir.”

(Safûrî, Nüzhetü’l-Mecâlis, 1/156)

 

17) Yolunu kaybetmişe yol göstermek. Kütüb-ü semâviyyede şöyle yazıldığı rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde yolunu kaybetmiş birine yol gösterirse, Allâh-u Te alâ o kişinin kal­bini nurla doldurur.” (Safûrî, Nüzhetul-mecâlis, 1/157)

 

18) Sinirine hâkim olmak. Semâvî kitapların birinde şöyle yazıldığı rivayet olunmuştur: “Her kim Âşûrâ gününde sinirini bastırırsa, Allâh-u Te alâ onu (Kendi kazâsına ve kaderine) razı olan (bahtiyar)lardanyazar.” (Safûrî,Nüzhetul-mecâlis, 1/157)

 

19-22) Müslümanların yolundan eziyet veren şeyleri kaldırmak, ehl-i İslâm arasım sulh etmek (dargınları barıştırmak), bir Müslümanın cenazesine katılmak ve Müslümanlarla güler yüzle musâfa- ha etmek.

Bu son zikrettiğimiz dört hasleti İmâm-ı Zendûsî (Rahimehullâh) “er-Ravza”isimli eserinde naklet- miştir. (SeyyidAli Zâde, Şerhu Şir’ati’l-İslâm, sh:218)

 

23) Bir Sene Boyunca Hasta Olmamak İçin Yapılacak Bir Amel

Âşûrâ günü bir miktar gül suyuna her birinin başında besmele çekilerek ve suya bakılarak yedi Fâti- ha okunup sonra o gül suyu başa ve yüze sürülürse o kişi bir dahaki seneye kadar illet ve dert görmez. Bu husus tecrübeyle sâbit olmuştur. (MuhammedEbu’l-YüsrÂbidîn, el-Evrâdü’d-dâime, sh:93)

 

24) Muhammed Hakkî Hazretlerinin nakline göre: “Her kim Âşûrâ günü yüz kere Âyete’l-Kür- sî, yüz kere de İhlâs-ı Şerîf okuduktan sonra (ölmüş) anne babası için duacı olursa, onlar müşrik dahi olsalar Allâh-u Te‘âlâ azaplarını hafifletir.” (Muhammed Hakkî en-Nâzilî, Hazînetü’l-esrâr, sh:43)

Ya bir de günahkâr mümin iseler demek ki onlardan azâbı tamamen kaldırır, sâlih mümin iseler derecelerini artırır.

 

25) Âşûrâ çorbası pişirmek. Âşûrâ günü, Âşûrâ çorbası pişirmek ve konu komşuya ikram etmek de Nûh (Aleyhisselâm) dan kalma güzel bir sünnettir. “el-MevridÜl-‘Azb”isimli eserde nakledildiği üzere Nûh (Aleyhisselâm)ın gemisi Âşûrâ günü Cûdî Dağına yerleştiği zaman o yüce peygamber (Aleyhisselâm)

“Yammzda olan rızıkları bir araya getirin” buyurdu. Bunun üzerine biri bir avuç arpa, bir başkası buğday, bir diğeri bakla, bir başkası da mercimek getirmiş. O zaman Nûh(Aleyhisselâm):

“Bunlarn hepsini birlikte pişirin, muhakkak ki siz (kâfirleri boğan tûfandan) kurtulma şerefine erdiniz. Gününüz mübarek olsun” demiştir ki, o gün bugün Müslümanlar Âşûrâ gününde hububat pişirmeyi âdet edinmişlerdir. (SafûrîNüzhetü’l-mecâlis, 1/157)

RÜYANDA ÖLEN BİR KİŞİ VEYA AKRABANI GÖRMEK İSTERSEN BUNU UYGULA

Abdülehad Serhendi hazretleri bir müjde verip buyuruyor ki:

(70 kere “Yâ Allah, Yâ Rahmân, Yâ Rahîm, Yâ Kaviyyü, Yâ Kâdir” okuyup da dua eden, ne isterse istesin, Cenâb-ı Hak duasını kabul eder ve ne muradı varsa verir.)Allah rızası için okumalı.

Bir seferde 70 defa okumalı, 71 olsa olmaz.